Girişimci Psikolojisi Nasıl Olmalıdır?

Bir önceki yazımda, bir internet girişimcisi nasıl olmamalalı anlamında İnternetten Nasıl Para Kazanılmaz? adlı yazımda da söylediğim gibi bir araştırmaya göre dünyanın en girişimci milletiymişiz. Hayırlı olsun... Ülke ekonomisinin ve gelir dağılımının hiç adil olmadığı bir ülke olarak evet doğal olarak hepimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama maalesef "iyi bir girişimcinin psikolojisi ve motivasyonu nasıl olmalı?" konusunda hala pek eğitimimiz, zihinsel hazırlığımız ve bilgimiz bulunumuyor. Sonuç olarak Allah ne verdiyse bodoslama dalıyoruz kurbana ortak girer gibi ve sonuç hüsran oluyor.

 

Genel olarak daha çok kafada kurduğumuz projeye ve projede yer alan ekip, sermaye, araç gereçe odaklanıyor ve bunları yönetmeye çalışıyoruz. Tabi bunları yönetmekte kolay olmadığı için zihinsel olarak bu arada dağılıyoruz kontrolden ve insanlıktan çıkıyoruz ve projeye başladığımız nokta ile bittiği noktaya bakınca epey dağıldığımızı görüyor ve kendimize kızıyoruz.

Yıllar sonra onlarca başarısız girişimimden sonra anladıklarımı yazıyorum sizlere burada. Bu yazacaklarım her hangi bir girişimcilik kursu veya seminerinden öğrendiklerim değil zaten hiç katılmadım öyle şeylere. Ama katılsaymışım da diyorum çünkü en azından bir kaç sağlam şey öğrenebilirmişim  internet girişimciliğine dair.

 

İnnetnet girişimciliği konusuna gelince... Öncelikle neden girişimci olduğumuzla ilgili bazı kararlara varmamız lazım projeyi hayata geçirmeye çalışmadan önce. Temelde girişmciliğin iki amaçla yapıldığını düşünüyorum ben, birincisi projeden gelecek maddi kazanca olan ihtiyaç ikincisi ise projenin kendimizinde sıkıntısını çektiğimiz idealllerimizle ilgili olması.. Bu yüzden projenizi siz hangi amaçla yapıyorsunuz diye iyice düşünmeli ve kendi durumunuza göre birini öne çıkarmalısınız. Çünkü paraya ihtiyacınız olduğu halde projenize idealist yaklaşıyorsanız o zaman sektörün ve ülkenin gerçeklerinden uzaklaşıyor ve yapmanız gereken gerçekçi hamleleri yapmıyorsunuz demektir.

 

Ülkemize bakarsak dürüst ve nitelikli bir şekilde bir şeyler yapmak isteyen insanlar olarak genelde sanki biz hep ideallerimizi öne çıkarıyoruz gibi bir durum var sanki. Bu arada da projemiz reel hayat ve iş hayatı gerçekliğinden çıkıyor ve bizim kişisel olumsuz özelliklerimize; inat, kapris, kibir, ihtiras, farklı ve büyük düşünme çabası veya başka diğer kötü ve olumsuz duygularımıza projemizi idealist yanımızın arızalı yanlarına kurban ediyoruz gibi. Oysa konusu ne olursa olsun çok dik başlı olmadan gerçekçi ve uyumlu bir proje yönetimine sahip olmalıyız.

 

Özellikle insan ilişkilerimizde ortaya çıkan bu arızalar yüzünden proje ile ilgili motivasyonumuz istenilen seyirde ve istikrarda girmiyor ve bir noktada işler istediğimizgibi gitmediğinde patlıyoruz. Nedense bu hep insanlarla olan proje gereği iletişimimizde ortaya çıkıyor ve iletişimimizde ciddi sorunlar ortaya çıkıyor, daha doğrusu biz olmadık sorunlar çıkarıyoruz. İş ortağımız veya iş arkadaşlarımızla başlayan bu sorunlar müşterilerimize veya tedarikçilerimize kadar ulaşıyor sonunda projemiz kötü insan ilişkileri yönetimine kurban oluyor.

 

Çünkü projeler nihayetinde başka insanlara bir şey sunmakla ve başka insanlarla çalışarak bir hizmet veya ürün üretkmekle ilgilidir ve bunu yaparken de bir ekip veya çevre ile iletişimimiz söz konusudur. Maalesef ne kadar iyi bir insan olsakta projemizle ilgili ya çalıştığımız insanlarla ya da müşterilerimizle çatışmala yaşarız ve bu projemize başladığımız ilk zamanlarda hep proje ile ilgili gündelik çalışmamızı ve işin gidişatını bozar.

 

Bu hatayı hepimiz bir şekilde yapıyoruz. Özelikle biz türkler insan ilişkilerin son derece laubali ve hoyratız. Ketum ve nazik olmayı başaramaz ve sözümüzde durmayız. Oysa projemize ve ihtiyaçlarımıza odaklanmamız ve insanlarla uğraşmamız ve onlarla olan iletişimimizi minumuma indirerek, sıcak ve sabırlı bir iletişime sahip olmayı bizi projemizi başarmamıza yardım edecek en önemli strateji veya politika olarak görmeliyiz.

 

Bu sebeple proje sahibi olarak, projeniz ne olursa olsun asla insanlarla çok fazla iletişime girmeyin ve işiniz dışında konuşmayın. Kimseye projenizi ve kendinizi kanıtlamaya çalışmayın. Yapmanız gerekenleri düşünün ve yapın.

 

Kıcacası, olumsuz veya kendimize özgü iyi olan kişisel özelliklerimizi bolca yansıttığımız; proje idealistliği olan bu yanımızı bir kenara koymamız ve abartmadan projeye, projenin ve kendimizin ihtiyaçlarına odaklanmamız lazım.

 

İhtiyaç konusunu da biraz açarsak. Kısaca, projenin ve kendimizin ayaklarımızın yere tam basması lazım.  Yani son parayla veya çok az sermaye ile bir işe girmemek lazım. Eğer giriliyorsa da, ciddi bir maliyet ve gider planı yapılıp buna sıkı sıkı uymak ve ek gelir alanları kollamak lazım projenizin dışında. Bu çok ciddi bir meseledir. Özellikle projenizin henüz gelir getirmediği bir süreçte iseniz harcamalarınız sizin her şeyinizdir. Bu anlamda projenizi ne zaman ne kadar gelir getireceği de çok önemlidir. Eğer kısa vadede gelir getirmesi çok zor bir projeye başlıyorsanız ve bu konuda yazılı bir öngörü ve plan yapmadıysanız, sermaye konusunda hem projeye yatırılacak sermaye hemde sizin temel giderleriniz çok önemlidir. Bu konularda eğer dağınık ve plansızsanız bittiğinizin kanıtıdır.

 

Projenizin yalan olması 2-3 ayı bulmayacaktır. Bu yüzden bir projeye sınırlı veya yüksek imkan ve sermayeyle başlasınız da her iki koşulda ciddi bir gider ve yatırım disiplinine sahip olun. Kısaca harcamalarınızda yatırımlarınızda kuruşun hesabını yapın. Her günün sizin için altın değerinde olduğunu bilin ve zamanı asla boşa harcamayın. İnsan ilişkilerinizde olabildiğince ketum olun ve gereksiz iletişim çabalarından uzak durun ve projeye odaklanın. Stresinizi konuşarak değil spor yaparak yürüyerek yapın. Sizinle aynı kafada olmayan insanlarla asla ortaklık yapmayın ve %50 %50 ortaklık fikrine inanmayın. Eğer ortaklıkla bir iş yapıyorsanız iş konusunda kim tecrübeliyse onu patron sayın ve kazancın büyük kısmının ona ait olması gerektiğini söyleyin ve savunun. Yada projeye sermaye koyan kimse onu patron yapın. Ama ne olursa olsun %50-50 geyiğini temel kural saymayın.  Ortağınızla olan sorunları ön görün ve hemen konuşun beklemeyin. Bekledikçe o ve siz içinizde kurduklarınızla bir yerde çok kötü şekilde çatışacaksınızdır.

 

Konuyu ortaklık mevzusuna getirerek bitirmek istemiyorum çünkü çok tatsız bir konudur. Yapabiliyorsanız her zaman tek başınıza projenizi yapın arkadaşınız olsa bile ona %50-50 gibi aptalca ortaklık teklifi yapmayın ve baştan konuşun sana şu kadar veririm projemde yer alır mısın deyin? İyice konuşulmayan ve itaat olmayan herkesin patron olduğu projeler yapmayın asla. Herkese bilgisi ve tecrübesi alanından ortaklık ve yüzde veya maaş verin. Ama ne yaparsanız yapın konuşulmamış ve herkesin patron takıldığı bir proje içinde yer almayın. 

 

Özetle, girişimcilik psikolojisi bir anlamda insan bir anlamda çok iyi robot olmayı gerektirir. Sıkı bir mali disiplin sıkı çalışma ve sıkı bir ağız ve uyumlu ve sakin bir iletişim. Evet normal hayatınızda neyseniz projeniz sürecinde de o olmayın. Çünkü muhtemelen normal hayatınızda bir çok kişisel kusurunuz ve arızalı yanlarınız vardır. Projeniz  ve insan ilişkilerinizde konusunda asla gevşek olmayın ama çok katı şekilde projeyi ben buldum ben yaptım tarzında bir ihtiras ve bencilliğede sahip olmayın. Ne çok katı ne de gevşek olun sadece kontrollü, sıcak kanlı, sakin, ağzı sıkı ve çalışkan olun.  Bunları başaramayacak kadar dağınıksanız projenizi rafta bekletin ve asla hayat geçirmeyi denemeyin. 

Etiketler: Girişimcilik

Yorumlar